Konu: Mesafeli sözleşmelerde aracı hizmet sağlayıcıların sorumluluğuna ilişkin hükümlerin iptaline dair Anayasa Mahkemesi kararı
02.06.2026 tarihli ve 33268 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 12.02.2026 tarihli ve 2026/42 Karar Sayılı Anayasa Mahkemesi kararının özeti aşağıda bilgilerinize sunulmaktadır.
1. Karara konu kanun hükümleri
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un iptale konu edilen hükümlerine aşağıda yer verilmiştir.
- 6502 sayılı Kanun – Mesafeli sözleşmeler
MADDE 48 – …
(6) (Ek:24/3/2022-7392/7 md.) Aracı hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösterenler aracılık ettikleri mesafeli sözleşmelere ilişkin olarak;
- d) Satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi hâlinde, mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya ifası sonrası bedelin satıcıya veya sağlayıcıya aktarıldığı durumlar ile 11. ve 15. maddelerde yer alan hakların kullanımı hariç olmak üzere teslim veya ifa ile cayma hakkına ilişkin yükümlülüklerden satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumludur.
- 6563 sayılı Kanun – Hukuka aykırı içerik
MADDE 9 – (1) Diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, aracı hizmet sağlayıcı, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu değildir.
2. İptal talebinin gerekçeleri
İtiraz başvurusunda; elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının, hizmet sağlayıcıların sundukları içeriklerden ve içeriğe konu mal veya hizmetlerden doğan hukuka aykırılıklar bakımından sorumsuz tutulmalarının, tüketicinin korunmasına ilişkin anayasal güvencelerle bağdaşmadığı ileri sürülmüştür.
6502 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenleme bakımından, aracı hizmet sağlayıcının ayıplı mal ve ayıplı hizmete ilişkin seçimlik hakların kullanımından sorumlu tutulmamasının, tüketicinin zararlarının giderilmesini güçleştirdiği belirtilmiştir.
6563 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrası bakımından ise, aracı hizmet sağlayıcının elektronik ticaret ortamında sunulan içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırılıklardan genel olarak sorumlu tutulmamasının, özellikle tüketicinin satıcıya veya sağlayıcıya fiilen ulaşamadığı hâllerde korumasız kalmasına yol açabileceği ifade edilmiştir.
Bu çerçevede, itiraz konusu kuralların tüketicilerin mülkiyet hakkının korunması, mahkemeye erişim ve tüketicinin korunmasına ilişkin anayasal ilkeler yönünden yetersiz olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa Mahkemesinin değerlendirmeleri
a) 6502 sayılı Kanun md. 48/6-(d) bakımından
Anayasa Mahkemesi, öncelikle somut uyuşmazlığın ayıplı mala ilişkin olması nedeniyle incelemesini yalnızca 6502 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan “…ile 11 inci…” ibaresi yönünden yapmıştır.
Mahkeme değerlendirmesinde özetle,
- Aracı hizmet sağlayıcının, satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil ettiği hâllerde dahi, ayıplı mala ilişkin tüketici haklarının kullanımından tamamen sorumsuz tutulduğunu,
- Bu durumun, özellikle satıcıya veya sağlayıcıya erişimin fiilen mümkün olmadığı hâllerde tüketicinin zararını tazmin etmesini zorlaştırabileceğini,
- Elektronik ticaret ilişkisinde aracı hizmet sağlayıcının her zaman pasif bir aracı konumunda bulunmadığını; bazı durumlarda mal veya hizmet üzerinde bilgi ve kontrol sahibi olabildiğini,
- Bu nedenle aracı hizmet sağlayıcının her durumda sorumsuz kabul edilmesinin, tüketici ile aracı hizmet sağlayıcının menfaatleri arasındaki adil dengeyi tüketici aleyhine bozduğunu belirtmiştir.
Mahkeme, bu gerekçelerle söz konusu ibarenin Anayasa’nın 5., 35. ve 172. maddelerine aykırı olduğu sonucuna ulaşmış ve iptaline karar vermiştir.
b) 6563 sayılı Kanun md. 9/1 bakımından
Anayasa Mahkemesi, 6563 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrası yönünden ise incelemesini “tüketici sözleşmeleri” ile sınırlı olarak yapmıştır.
Mahkeme değerlendirmesinde, aracı hizmet sağlayıcının hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan genel olarak sorumsuz tutulmasının, tüketiciyi yeterli düzeyde koruyan bir hukuki çerçeve oluşturmadığını belirtmiştir.
Kararda, aracı hizmet sağlayıcıların bazı durumlarda yalnızca teknik ve pasif bir ortam sağlayıcı olmanın ötesine geçerek elektronik ticaret sürecinde daha aktif bir rol üstlenebildiği; buna rağmen kuralın, bu ayrımı gözetmeksizin genel bir sorumsuzluk rejimi öngördüğü ifade edilmiştir.
Mahkeme ayrıca, böyle bir sorumsuzluk yaklaşımının özellikle tüketicinin zararını satıcıdan fiilen tahsil edemediği veya satıcıya ulaşamadığı durumlarda tüketiciyi korumasız bırakabileceğini ve tüketicilere aşırı bir külfet yükleyebileceğini değerlendirmiştir.
Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, 6563 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasını tüketici sözleşmeleri yönünden Anayasa’nın 5., 35. ve 172. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir.
4. Sonuç
Anayasa Mahkemesi, değerlendirmelerinde vurguladığı hususlar kapsamında 6502 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan “…ile 11 inci…” ibaresini ve 6563 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasını tüketici sözleşmeleri yönünden; aracı hizmet sağlayıcıların sorumsuzluğuna ilişkin mevcut çerçevenin tüketicinin korunmasına yönelik yeterli güvenceleri içermemesi ve taraflar arasındaki menfaat dengesini tüketici aleyhine bozması gerekçeleriyle iptal etmiştir.
Hukuki bir boşluk oluşmaması amacıyla Mahkeme, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından (02/06/2026) itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.
Söz konusu kararın, elektronik ticaret pazar yerleri bakımından tüketiciye karşı sorumluluk rejiminin yeniden ele alınmasına yol açması ve özellikle sözleşme metinleri, iç süreçler, şikâyet yönetimi ve satıcı denetim mekanizmaları bakımından yeni değerlendirmeleri gündeme getirmesi beklenmektedir.
Hukuki değerlendirme ve bu kararın şirketiniz faaliyetlerine muhtemel etkilerine ilişkin detaylı danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Bilgilerinize sunarız.



